Hazne Bakımı
Bisikletin güneş görmeyen parçaları konusuna noktayı koyuyoruz bu yazıyla. Orta milden sonra furş yatağını anlatmıştık, son olarak bisikletin gidişatı konusunda en önemli parçalardan biri olan tekerlek göbeklerine, daha doğrusu bu göbeklerin içine, yani hazne kısmına ve tekerlekle beraber dönen bilyeleri taşıyan yatağa eğileceğiz.
Bisikletin nasıl gittiği, tekerleklerinin kolay dönüp dönmediğine bağlı. Tekerleklerin dönüşü ise göbekteki yatağın durumuna. Bugünkü yazımızın konusu, hazne bakımı, yağlaması.
Öncelikle her zaman olduğu gibi gereken alet edevata bir göz atalım. Tekerlek göbeklerini açabilmek için kurbağa ağızlı anahtar gerekiyor. Bunlar göbeğin markasına, modeline göre 13-14-15-16-17mm genişliğinde olabiliyorlar. Buradaki göbek Shimano LX, kullanacağımız anahtarlar da 13-15 ve 17mm.
Anahtarlar
Bu anahtarların bir özelliğine değinelim: Tekerlek göbeklerini tutan somunlar haliyle bayağı ince olduklarından bu anahtarlar da sıradan kurbağa anahtarlara oranla daha inceler, yani sıradan kurbağa anahtarlarla birazdan göreceğimiz iç taraftaki somuna ulaşmak imkansız.
Arka tekerlekten başlayalım. Elbette bu işe girişmeden önce arkada daha öncede anlattığımız gibi kaseti sökmüş olmanız şart. Baştan belirtmemiz gereken, çalışmanın mutlaka bir masa veya halı üzerinde yapılması, aksi takdirde özellikle ilk denemelerde bilyelerin hazneden dışarı düşüp yuvarlanıp kaybolmaları işten bile değil.
Göbeğin somunlarını tutan plastik kapağı elimizle veya bir tornavida yardımıyla kolaylıkla kaldırıyoruz.
Altından haznenin girişini tutan somunlar çıkıyor.
Burada alttaki somuna 13mm’lik üstteki somuna ise 17mm’lik anahtar uyuyor.
Çok dikkat edilmesi gereken nokta, söküm esnasında da, takım esnasında da alttaki somunun kesinlikle çevrilmemesi. Alttaki somun uygun seviyede sabit tutulurken, üstteki somun anahtarla açılıyor. Gevşedikten sonra zaten elle çevrilerek çıkarılabiliyor.
Çıkan somun ve contaları sırasıyla dizmek ilk denemelerde tekrar takarken acaba hangi parça öndeydi ikilemine düşmemizi engeller.
Somunlar çıktıktan sonra artık yatak karşımızda, bilyeler de gözüküyorlar.
Diğer taraftaki bilyelere de ulaşmak için göbek/tekerlek milini serbest düzenek tarafından dikkatlice çekiyoruz, bu tarafta da bilyeler açığa çıkıyorlar. Bu esnada tekerleği dik tutmak bile bilyelerin düşmesini önlemeyebilir, dolayısıyla tekrar edelim, bilyelerin düşüp yuvarlanıp kaybolmayacağı bir ortamda çalışmak çok önemli.
Sonuç itibariyle her iki tarafta da bilyeler açığa çıktılar. Simdi burada kesmek isteyenler bir şırınga veyahut tüp yardımıyla yağı yatağa, bilyelerin üstüne pompalayabilirler. Bu işin kısa yönü. Kısmen de yeterli bir yöntem. “Derin” temizlik isteyenlerin yapacağı olay ise bu aşamada cımbız ile bilyeleri yataktan çıkarıp bir yerde toplamak. Arka haznede her iki tarafta 9 bilye olmak üzere 18 bilye bulunuyor. Arkadaki bilyeler 1/4 inç = 6,3mm çapındalar.
Bu aşamada bilyelere bakmak lazım. Eğer bilyeler içinde üzerinde çizik olan, belirgin bir şekilde aşınmış olan varsa değişme zamanı geldi de geçiyor demektir. Bu durumda aşınma ile bir bilye değil bütün bilyelerin çapları değişeceğinden sadece aşınan bilyeyi değil, bütün bilyeleri değiştirmek gerekir.
Akabinde yatağı bir toz bezi ile iyice silip parlatıp kontrol ediyoruz. Yatakta bir çizilme, bilyelerin yatağı oyması gibi bir durum var mi yok mu bakmak önemli. Bozuk bir yatağa yeni bilyeler koymanın manası yok ne de olsa.
Ve bilyeleri tekrar cımbız ile bu yağın içine oturtuyoruz. Önce milin üzerindeki somunları sökmediğimiz serbest düzenek tarafını yerleştiriyoruz.
Hazne temizliğinin bütün çetrefilli kısmı işte bu aşamada başlıyor. Bu vidaları öyle sıkı sıkmalıyız ki haznede bir oynama olmasın, ama vidalar o kadar gevsek olmalı ki, gereksiz yere bilyelerin dönüşünü zorlaştırmasın. İşte bu iş, tekerlek göbeğini tekrar takmanın bütün inceliği.
Boşluk varmı?
Önce elimizle içerideki sabit somunu sonuna kadar çeviriyoruz. Bu aşamada fazla sıkıp sıkmadığımızı kontrol etmek kolay. Tekerleği milden tutup çevirince bir sürtünme, bilyelerin hareketleri vs. hissediliyorsa fazla sıktık demektir, somunu gevşetiyoruz. Şimdi kolay mı dönüyor tekerlek? Öyleyse tekerlek milini sağa sola hareket ettirip boşluk olup olmadığına bakıyoruz.
Bu karşılıklı sıkma-gevşetme tekerleğin kolay döndüğü ve boşluğun olmadığı bir yer bulana kadar somunu milim milim oynata oynata devam ediyor. Bu yeri bulunca alt somunu anahtarla sabit tutup üst somunu sıkıyoruz.
Burada tekrar hatırlatmak lazım: Alt somun kesinlikle çevrilmiyor. Yani elimizle yerleştirdiğimiz sıkılıkta sabit tutuluyor anahtarla, üst somun anahtarla sıkılıyor. Somunları taktıktan sonra da elle oynama var mi veya tekerlek kolay dönüyor mu diye bakmak son bir kontrol olması açısından önemli. Uygunsuzluk varsa açıp bütün işlemi tekrar baştan almak gerekiyor.
Gelelim ön tekerleğe. Ön tekerlek de sistem açısından aynı. Burada da önce lastik kapağı kaldırıyor,
Sonra 13 ve 15mm’lik anahtarlarla arkada olduğu gibi alttaki somunu sabit tutarken, üstteki somunu gevşetiyoruz.
Bilyeleri cımbızla dışarı aldıktan sonra (diğer taraftan düşmemelerine dikkat!)
kontrol ediyoruz. Arka göbekten farklı olarak önde iki tarafta 10’ar olmak üzere 20 bilye var. Öndeki bilyeler 3/16 inç = 4,8mm çapındalar.
Bilyelerde yine bir çizik olup olmadığına baktıktan sonra sıra yatağa geliyor. Yatağı kontrol ettikten sonra bolca yağlayıp
yine mili diğer taraftan yerleştiriyoruz.
Ve aynı şekilde somunları sıkma-gevşetme oyunu başlıyor. Elle sıkıp “Çok mu sıktık, tekerlek kolay dönüyor mu?” veya “Fazla mı gevsek kaldı, mil sağa sola boşluk veriyor mu?” diye bakıp uygun sıkılığı bulana kadar sürüyor bu oyun. En sonunda yine alttaki somunu sabit tutup, üstteki somunu sıkıyoruz.
Son olarak arada sırada biniş öncesinde de bakılması gereken bir şey var. Tekerleklerde boşluk olup olmadığı bisiklet sabit dururken fren bölgesinden jantı tutup sağa sola oynatma ile kontrol edilmeli. Bu şekilde oynama varsa göbekte bir boşluk var demektir, açılıp tekrar sıkılması lazım.
Uzun süredir hazne bakımı, temizliği yapmadıysanız tekerleklerinizin temiz ve yeni yağlanmış bir hazne ile ne kadar kolay döndüğüne ve bisikletinizin nasıl çabucak hızlanıverdiğine şaşıp kalacağınızdan emin olabilirsiniz.
DIKKAT: Shimano 2005 sonrası ÖN göbeklerin içindeki bilye sayısı birer tane fazla! Yani önde 11′er bilye var!
Suyun Zararları Tahmininizden de Fazla
Dağ bisikletleri her türlü hava şartında ve yol koşulunda sürüşe uygun olarak tasarlanmıştır. Bu en azından her hava koşulunda dağ bisikletini kullanmaya hevesli sürücüler içinde hakim bir görüştür. Bisikletler ise bu konuda sürücüleriyle aynı görüşü paylaşmasalar da ne yazık ki bunu dile getiremezler!
Onlar sadece eskir ve sonunda bozulurlar. Bizler için güzel haber ise zamanında uygulanacak birkaç basit önlemle yaşanması muhtemel birçok sorunun uzun süre önüne geçilebileceğidir. İşte en çok karşılaşılan doğal etkenler karşısında yapabileceklerimiz:
SU: Düşünüldüğünden çok daha zararlı
Su temiz olsa bile büyük bir problemdir. Bisikletimiz üzerinde kullandığımız yağların etkinliğini azaltırken özellikle zincirimizin yağsız kalmasına neden olur; Göbeklere ve tüm dişli aksama sızarak buradaki yağ katmanlarının doğasını değiştirir ve sonunda bu parçaların büyük zarar görmesine neden olur. Ayrıca frenler de su yüzünden iyi çalışmamaya başlar.
Sürüş esnasında suyun dağ bisikletimize düşük yoğunlukta gelmesi göbek ve bilyeli aksama zararlı bir etki yaratmaz: Ancak aynı durum zincirimiz için geçerli değildir. Zincir yağları birkaç su temasından sonra özelliklerini kaybetmeye başlarken, kimi zaman etkileri tamamen yok olur. Bu da zincirimizin ömrünü azaltırken, vites sistemimizin zamanından önce yıpranmasına ve zincir kilitlenmelerine neden olur.
Buna çözüm olarak Pedro’s Synlube ya da DuMonde Tech benzeri uzun süre suya karşı koruma özelliğine sahip zincir yağlarından kullanmak en doğru hareket olacaktır. Fakat unutmamak gerekir ki bu tür yağlar aynı zamanda çok fazla toz çekerler ve su geçişlerinin çok olduğu tozlu topraklı yollarda farklı yağlardan bulundurup kullanmak yararlı olabilir.
Derin su geçişlerinden (göbek, pedal ve zincir seviyesinin üzerinde) özellikle uzak durmakta fayda var. “Bilye içeren” dağ bisikleti parçalarının çok azı bu tür su temasına karşı kendini koruyacak şekilde dizayn edilmiştir. Yanlışlıkla girilen su birikintileri az sayıda olmak koşuluyla sorun yaratmayabilir ancak istenilerek gerçekleştirilen su geçişlerinden aynı şekilde zararsız kurtulamayabilirsiniz.
Özellikle çamurlu bir ortamda devam edecek bu tür bir sürüş arka göbekte birkaç yüz dolarlık zararı da kaçınılmaz olarak beraberinde getirecektir. Eðer favori bisiklet parkurunuz bu tür su geçişlerini zorunlu kılıyorsa bilyeli parçalarınızı sık sık kontrol edip gerekiyorsa değiştirmeye dikkat edin.
Yollar bazen geçilmez olabilir.
Süspansiyonlar suyu içlerine çekmede çok isteklidir. Bu konuda Manitou/Answer süspansiyonlarından sorumlu Joel Smith şöyle diyor: “İlk tavsiyem amortisör koruma körüklerini mutlaka kullanın. Özellikle amortisör girişlerine iyi oturtulmayan koruma körükleri suyun ve çamurun içeriye girmesini önleyemeyecektir. Buna özellikle dikkat edin. Amortisör bakımına önem verin. Birçok amortisör çok basit parçalarla sökülüp yeniden takılabilir. Tek yapılması gereken ise düzenli yapılan iyi bir temizleme ve yağlamadır.”
Yağmurda araba üstünde bisiklet taşımayın.
Amortisör içerisine girecek en ufak su ve pislik, içerideki yağın özelliklerini bozarken, amortisörün ömrünü azaltacak ve performansı olumsuz yönde etkileyecektir. Özellikle yağmurlu havalarda amortisör yağınızı sık sık değiştirmeyi ihmal etmeyin. Yağmurlu havalarda bisikletinizi aracınızın üzerinde taşımayın. Bu basınçlı su ile temizlikle eş değer bir etki yaratacaktır. Bunun yerine taşımak için ya aracınızın arkasını ya da içini tercih edin.
Çamur: Parça Öğütücü
Çamur su ile birlikte çok miktarda taş parçasını ve asidik bileşeni içinde barındırır. Çamur fren pabuçlarının ömrünü hızla tüketirken, jantların fren yüzlerine büyük hasar verir; ön dişlilere yerleşirken, dişlilerin ve zincirin ömrünü kısaltır ve zincir kilitlenmelerinin de başlıca sorumlusudur. Kabloların içlerine nüfuz eden çamur fren ve vites değiştirmeyi oldukça güçleştirir.
Su ile ilgili verdiğimiz tüm tavsiyeler çamur için de geçerlidir. Çamurlu bir bisikleti temizlemenin en güvenli yolu çamuru kurumaya bırakmak ve ertesi gün sertleşen bu çamuru fırçalayarak çıkarmaktır.
Eğer çok yoğun bir çamurlanma varsa, basınçlı olmamak şartıyla hortumla verilen su yardımıyla bu temizlik gerçekleştirilmelidir. Önemli olan suyun direkt göbek ve krank miline sıkılmamasıdır. Jantınıza bulaşan çamuru ise hemen dönüşte temizlemekte fayda var. Bu aksamdaki temizlik kurumadan sonra çok daha zorlaşabilir.
Çamurdan korunmanın en pratik yolu çamurluklardır. Çamurlukları kullanın; Ucuz olmalarının yanısıra hem gözünüzü ve vücudunuzu hem de bisikletinizi önemli bir oranda çamurdan uzak tutacaklardır. Çamurlu ve ıslak sürüş mevsiminde, amortisör, fren aksamı ve vites-fren tel yollarını düzenli olarak temizlemeyi bir alışkanlık haline getirin. Böylece hem aksamınızın ömrünü uzatır hem de çok daha iyi çalışmasını sağlarsınız. Bu temizliklerinizde iyi bir fırça ve WD-40 çok yararlı olacaktır.
Evet gördüğünüz gibi çoğumuzun kolaycılıkla karışık bilinçsizlikle uyguladığımız bir oto yıkamacısına gidip bisikletimizi hızla temizletmek tavsiye edilmemenin ötesinde özellikle uzak durulması gereken bir uygulama olarak dile getiriliyor.
O yüzden siz siz olun bisikletinizi biraz zahmetli de olsa yavaş yavaş yıkayın. Kim bilir belki bu sırada hem bisikletinizi daha iyi tanıma fırsatı bulur hem de birçok sorunu önceden farkedip önleme şansını yakalarsınız.
Bisikletle kalın.
mtbtr’den alıntıdır.


